SİZİ BİZ ARAYALIM
X
icon

SİZİ BİZ ARAYALIM

CUMHURİYET FELSEFESİ VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, şüphesiz büyük bir askerî deha ve kahramandır. Girdiği tüm savaşları kazanmış, vatanımızı kahraman silah arkadaşları ve Türk milletiyle  kurtarmıştır. Mustafa Kemal,  bir Osmanlı Paşasıydı ve  onun Kurtuluş Mücadelesi’nde yol arkadaşları vardı: Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, İsmet İnönü, Fevzi Çakmak... Hepsi vatanseverdi ve görevlerini canları pahasına yapan kahramanlardı. Tek bir amaçları vardı: “Düşmanı vatanımızdan atmak!” Peki ya sonra? Hiçbiri zaferden sonraki gerçek kurtuluşun saltanatın ve hilâfetin kalktığı çağdaş bir yaşamda olabileceğini hayal edemiyordu. Ancak Mustafa Kemal onlardan farklıydı, bu fark Mustafa Kemal’in onlardan daha çok okuyan ve araştıran bir bilge olmasından ileri geliyordu. Bu yazıda sizlere entelektüel ve devrimci bir lider olan Mustafa Kemal tanıtılacaktır.

Çocuk yaşta başlayan okuma alışkanlığı onda bir tutkuya dönüştü. Cephelerde bile yanında kitap taşımış, ateş hattında okumak için kendine zaman yaratmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra yaptıklarını övüp kendisine dalkavukluk yapanlara gülmüş ve dostlarına işin sırrını şöyle açıklamıştı: “Çocukluğumdan beri elime geçen iki kuruştan biri ile kitap almasaydım, yaptıklarımın hiçbirini başaramazdım.”
Manastır Askeri Lisesinde okuduğu kitaplardan sonra politik bilinç kazanmaya başladı. Ancak dönem, II. Abdülhamit Dönemi’ydi ve basına sansür nedeniyle Türkçe kaynak yok denecek kadar azdı. İstediği kitapları okuyabilmek için Selanik'te dil kursuna giderek Fransızcasını geliştirdi, bu dili rahatça okuyabilecek kadar ilerletti, böylece Voltaire, Rousseau, Auguste Comte, Montesquieu, Descartes gibi filozofların eserlerini okuyarak Fransız Devrimi ve aydınlanma düşüncesiyle tanıştı. Manastır’dan, Avrupa uygarlığını hazırlayan aydınlanma felsefesini ve rasyonel düşünceyi benimsemiş olarak ulusal egemenlikten yana bir tutumla monarşi karşıtı bir devrimci olarak İstanbul Harbiye’ye geldi.

İstanbul’da Harp Okulundan hafta sonu iznine çıktığında doğru kitapçılara gidiyor, Fransız gazetelerini okuyor, yeni kitaplar alıyordu. Harp Okulunda üç yıl Almanca öğrenimi gördü. Almancasını da kitap okuyacak kadar ilerletti. Le Martin ve Le Petit Parisien en çok okuduğu gazetelerdi. Okulda arkadaşlarıyla bir gazete çıkarmaya karar verdiler. O dönemde gazete çıkarmak şöyle dursun, ders kitapları dışında kitap ve gazete okumak bile yasaktı. Mustafa Kemal kitap ve gazeteleri, herkes uyuduktan sonra gizli bir köşe bulur ve orada loş ışık altında okurdu. Kolay değildi, bir önder doğuyordu.
Askerlik hayatına fiili olarak katıldıktan sonra da cephelerde okumaya devam edecekti. XVI. Kolordu Komutanı iken anı defterindeki kayıtlara göre, 49 günde Namık Kemal’in “Osmanlı Tarihi”, Mehmet Emin Yurdakul’un “Türkçe Şiirler”, Tevfik Fikret’in “Rubâb-ı Şikeste”, George Fonsegrive’nin “Felsefe” ve Alphonse Daudet’in “Sopho” isimli kitaplarını okumuştur.
Atatürk’ün düşüncelerinde ve gerçekleştirdiği Cumhuriyetin temellerinde büyük ölçüde rasyonalist ve pozitivist felsefelerin izleri görülmektedir. Atatürk rasyonalist (akılcı) olduğu için bağnazlığa, yobazlığa, dogmacılığa yaşamı boyunca karşı çıkmıştır. Pozitivizmin ve sosyoloji biliminin kurucusu Auguste Comte’yi incelemesi, eğitim ve öğretimin her türlü metafizik ve hurafe içeren unsurlardan arındırılmasına temel oluşturmuştur. Atatürk, çok sevdiği şairlerden biri olan Tevfik Fikret’in “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” sözünü özellikle kullanmıştır. Bu kullanım onun rasyonalizm ve pozitivizm gibi kaynakların temel alındığı felsefi akımları ulusal öze dayandırarak bir senteze gidebilme amacında olduğunu gösterir.

Mustafa Kemal’in düşünce ağının oluşumunda yararlandığı filozoflardan biri de aydınlanma çağına ve Fransız İhtilali’ne yön veren Jean Jacques Rousseau’dur. Rousseau’nun Cumhuriyet, birey özgürlüğü ve özgürlüğün sınırlandırılma biçimleri hakkındaki görüşleri yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve yönetim felsefesinde etkili olmuştur.

Heterojen yapıya sahip, özellikle hilafet ve saltanat yanlısı mebusların bulunduğu ilk mecliste Atatürk’ün “Egemenlik, kayıtsız şartsız ulusundur.” sözlerinin kaynağını Rousseau’nun belirttiği kavramlar oluşturur. Egemenlik, devleti ve toplumu yönetme gücüdür. Atatürk bu sözleriyle yönetme gücünün artık padişahta değil ulusta olduğunu daha o gün ilk mecliste ilan etmiştir. 22 gün ve gece süren kanlı Sakarya Savaşı’nı kazanan Başkomutan Mustafa Kemal, harp ertesinde eline bir kitap alıyor. Rousseau’nun “Toplum Sözleşmesi” adlı eserini; satırlarının altını çizerek, sayfalarına notlar alarak okuyor. Başkomutan Mustafa Kemal savaş günlerinde bir ulusun ve toplumun nasıl oluşturulacağına kafa yoruyordu.

Atatürk aydınlanma çağının diğer bir önemli filozofu Montesquieu’nun eserlerine de özellikle önem vermiştir. “Güçler ayrılığı ve Cumhuriyetçi” görüşleri berraklaşmıştır. Din ve ifade özgürlüklerinin yanı sıra insan hakları konusundaki düşünceleriyle bilinen filozof Voltaire’nin eserlerini de Mustafa Kemal büyük bir titizlikle incelemiştir, toplum bilimci Ziya Gökalp’in kitaplarını da değerlendirmiştir.

Atatürk’ün kendine özgü okuma alışkanlığı vardır. Okurken önemli gördüğü yerlerin kitapta altını çizer, kitabın sayfa kenarlarına notlar alırdı. Bu şekilde, eleştirel bakış açısıyla okuyup uygulamada yararlanacağı konuları belirlemiş olurdu. Okuduğu kitaplardan 3997’si üzerinde araştırma yapılmış; altını çizdiği satırlarla, sayfa kenarlarına düştüğü notları bir araya getirildiğinde beş yüz sayfalık 24 cilt kitap oluşmuştur. Atatürk’ün okuduğu kitapların sayısı tereke yargıçlığınca tutulan kayıtlara göre 7333 adettir. Atatürk, tek bir öğretinin ya da düşünürün izleyicisi olmayıp okuduklarının hepsini değerlendirerek üstün bir analiz yeteneği ile senteze varmıştır. Atatürk için okumak, sorgulamak demektir. Yalnızca kendi birikimiyle sorgulamakla kalmaz, yetkin kişilerle de konuları tartışmaya açar, onların görüşlerinden de yararlanırdı. Yeryüzünde hiçbir asker, devlet adamı ve hiçbir devrimci, bu derece derin bir entelektüel birikime sahip değildir. İşte Atatürk ile Kurtuluş Savaş’ında kader birliği yaptığı asker ve sivil arkadaşları arasındaki fark bundan ileri gelmektedir.

Atatürk, ünlü eseri Nutuk’ta der ki: “Milli Mücadele’ye birlikte başladığımız yolculardan bazıları, ulusal yaşamın bugünkü Cumhuriyet ve Cumhuriyet yasalarına kadar uzayan gelişmeleri, kendi düşünme, kavrama ve hayal etme sınırlarını aştıkça bana direnmeye ve karşı çıkmaya başlamışlardır.”
Bugün en büyük görevimiz, çağının ve toplumunun çok ötesinde düşünme ufkuna sahip Ata’mızı Türk gençliği olarak anlayabilmek ve bu mirası korumak olmalıdır. Yüce Atatürk’ün sözleriyle yazımı sonlandırmak istiyorum: “Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizlersiniz.”

Bekir YILDIRIM
Felsefe Grubu Öğretmeni
Kaynakça:
Taş, S. (2010), Atatürk’ün Düşünce Yapısına Etki Eden Unsurlar, Uluslararası Teknolojik Bilimler Dergisi, 2 (2), 72-84.
Tezcan, M. (1989), Atatürk'ün Eğitim Anlayışına Felsefi ve Sosyolojik Bir Yaklaşım, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, 5 (15), 557-594.
Mustafa Kemal ATATÜRK, Gençler İçin Fotoğraflarla Nutuk, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
PAYLAŞ:
X